25.01.2013

Meteorda Yosun Fosili Bulundu

Uzmanlar,göktaşının içinde bulunan tek hücreli yosun fosilinin, başka gezegenlerde de hayat olabileceği olasılığını çok güçlendirdiğini vurguluyorlar.
Rusya'da İngilizce yayın yapan Russia Today televizyonunun haberine göre, geçen ay Sri Lanka'ya düşen göktaşı, bilim tarihinde çığır açacak özelliklere sahip.
Haberde, göktaşında tek hücreli yosun fosiline rastlandığı belirtildi.
İngiliz ve Sri Lankalı araştırmacılar, buluşun evrende canlıların nasıl yayıldığı konusunda önemli ipuçları verdiğini kaydediyorlar.
Uzmanlara göre, göktaşında bulunan fosil, canlıların meteorlar aracılığıyla başka bir gezegenden dünyaya geldiği yönündeki teoriyi de güçlendiriyor.
Sri Lanka'da 29 Aralık 2012'de bir köyün yakınına düşen göktaşının devasa boyutta atmosfere girerken büyük ölçüde parçalanmasına rağmen devasa boyutta olduğu ve pek çok parçada fosillere rastlandığı haber veriliyor. Kaynak 1
Uzmanlar,göktaşının içinde bulunan tek hücreli yosun fosilinin, başka gezegenlerde de hayat olabileceği olasılığını çok güçlendirdiğini vurguluyorlar.
Rusya'da İngilizce yayın yapan Russia Today televizyonunun haberine göre, geçen ay Sri Lanka'ya düşen göktaşı, bilim tarihinde çığır açacak özelliklere sahip. Haberde, göktaşında tek hücreli yosun fosiline rastlandığı belirtildi. İngiliz ve Sri Lankalı araştırmacılar, buluşun evrende canlıların nasıl yayıldığı konusunda önemli ipuçları verdiğini kaydediyorlar. Uzmanlara göre, göktaşında bulunan fosil, canlıların meteorlar aracılığıyla başka bir gezegenden dünyaya geldiği yönündeki teoriyi de güçlendiriyor. Sri Lanka'da 29 Aralık 2012'de bir köyün yakınına düşen göktaşının devasa boyutta atmosfere girerken büyük ölçüde parçalanmasına rağmen devasa boyutta olduğu ve pek çok parçada fosillere rastlandığı haber veriliyor. Kaynak 1


Bor katkılı yanmayan poliüretan köpük üretti

İnönü Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Yunus Önal, kanserojen içeren ve bu nedenle AB tarafından kullanımı yasaklanan brom ve fosfat katkılı poliüretan köpüğe alternatif olarak bor katkılı poliüretan köpük geliştirdi. 
Yrd. Doç. Dr. Yunus Önal, yaptığı açıklamada, hazırladığı ''Bor Katkılı Yanmayan Poliüretan Köpük Üretimi'' adlı proje kapsamında Adana'daki bir firmayla birlikte çalışma yürüttüklerini söyledi. Projeye ilişkin deneylerin 4 yıl sürdüğünü kaydeden Önal, bunun sonucunda da bor katkılı yanmayan poliüretan köpüğün ortaya çıktığını belirtti.

8.10.2012

Türk mühendislerince geliştirilen ''T-Zırh'' , ihraç edilmeye başlandı.

Nurol Teknoloji AŞ Genel Müdürü Tunç Batum, 2 yıl önce geliştirdikleri T-Zırhı, bor karbür, seramik ve kompozit malzeme kullanarak tasarladıklarını ve bu alanda Türkiye'de bir ilki gerçekleştirdiklerini anlattı.
Klasik çelik zırh yerine seramik-kompozit bileşimi zırh kullandıkları için özellikle Orta Doğu ülkelerinden araç zırhlama konusunda çok talep aldıklarını belirten Batum, ''Çelik, araçlara çok ciddi yük getiriyor ve aracın birçok özelliği bozuluyor. Ayrıca bizim geliştirdiğimiz zırhlar, çelikten çok daha dayanıklı. O anlamda biz ürünümüzle gurur duyuyoruz ve ihracata da başladık. Sivil araçlarda yüzde 100 koruma sağlayan zırhlarımız bugün Orta Doğu ülkelerine ihraç ediliyor'' dedi. Batum, şu anda 45 milyon dolarlık ihracat bağlantısı yaptıklarını söyledi. Şu anda TSK için özel amaçlı balistik koruyucu yelek ürettiklerini anlatan Batum, şöyle devam etti:

17.09.2012

Uygun Ses Dalgası Cismi Hareketlendirebilir

Ses dalgalarıyla oluşturulan akustik basınçla yerçekimini ortadan kaldırdılar. Argonne Ulusal Laboratuarında bilim adamları cisimleri havada tutmak için ses dalgalarını kullanıyor. İki ayrı hoparlörden oluşan cihaz insanların duyamayacağı frekans üretebiliyor. Ses dalgalarının oluşturduğu akustik basınç yerçekimini iptal edebiliyor. Bu sayede hafif cisimler havada kalması sağlanabiliyor.

11.09.2012

Supergravitasyon Kuramı - Keşfi ve ilk Yılları

Süpergravitasyon kuramı 26 yıl önce, 1976 Nisan ayında açıklandığında fizikçiler arasında büyük heyecan uyandıran bir olay olmuştu. O günlerde doğanın temel etkileşim kuvvetlerinden üçünü (elektromanyetik kuvvetle atom çekirdekleri içinde etkin olan zayıf ve şiddetli etkileşim kuvvetlerini) kapsayan birleşik, kuantumlu ayar alan kuramları, artık genel kabul görmeye başlamışlardı. Bugün standart model adı verilen bu birleşik alan kuramlarına, bir anlamda doğadaki en önemli etkileşimleri, yani gravitasyon ya da başka bir deyişle kütleçekim kuvvetlerini dahil etmek, çok önem kazanan bir sorun haline gelmişti. Bu sorun daha doktoramı yaparken ilgimi çekmekteydi. 
Tezimi 1976'da ODTÜ'de verdikten sonra aynı yıl Boston'a, süpergravitasyon kuramını keşfedenlerin yanına gittim ve sonraki gelişmelerin içinde yaşadım; konuya katkılarım oldu. Bugün süpergravitasyon kuramlarının, o ilk heyecanlı günlerinde gibi temel nitelikte olmadıkları anlaşılmış bulunuyor. Ama bu kuramlar önemlerini yitirmiş değiller. Çünkü, sonraki yıllarda herşeyin kuramı olma iddiasıyla ön plana çıkarılan süpersicim modellerinin fiziksel öngörüleri, ancak birer etkin kuantumlu sicim alan kuramı gibi yorumlanan 10 boyutlu süpergravitasyon kuramları kapsamında verilebilmekte. Bu yazıda kuantumlu gravitasyon kuramlarını kapsayan daha genel bir bakış açısından ve kendi yaşadıkları mı da katarak süpergravitasyon kuramlarının keşfini ve ve ilk yıllarını anlatacağım.

Pertürbasyon Kuramı (Bir Yaklaştırım Yöntemi)

Süpersicim kuramının olağanüstü matematiksel zorluğundan dolayı, kuramı tanımlayan denklemleri yazmak ve bu denklemlere çözümler bulmak için fizikçiler pertürbasyon kuramı denen bir “yaklaştırım” yöntemi kullanırlar. Bu yöntemde önce sözkonusu soruya, yaklaşık bir yanıt verilmeye çalışılır ve daha sonra bu yanıt, ayrıntıların üzerinde gittikçe daha fazla durularak iyileştirilmeye çalışılır. Bu yöntem sicim kuramından daha önce alan kuramlarında çok büyük bir başarıyla kullanılmıştı. Ancak bir yaklaştırım yöntemi, eninde sonunda bir yaklaştırım yöntemidir bu şekilde analiz edilen bir kuramın tam olarak anlaşıldığı söylenemez. Yöntemin başarısı, kuramdaki bir sabitin değerine sıkı sıkıya bağlıdır. Buna çiftlenim sabiti denir. Bir ipliğin kopup kopmaması, onu çeken kuvvete ve ipliğin dayanma gücüne nasıl bağlıysa, bir süpersicimin de, sicimler arası etkileşimde bir başka süpersicime bağlanması ya da iki ayrı parçaya ayrılması, o süpersicimi tanımlayan kuramdaki çiftlenim sabitinin değerine bağlıdır. Eğer bu sabitin değeri 1’den küçükse, sicimler birbirleriyle zayıfça etkileşirler.

Kaç Sicim Kuramı var ?

Bozonik sicim kuramı 26- boyutludur ve düşük enerjide içerdiği parçacıklardan birinin kütlesinin karesi negatiftir. Böyle parçacıklara takyon denir. Takyonlar ışık hızından hızlı hareket ederler ve böyle bir kuramda boşluk kararlı olamayacağından, takyonlar kuramda olması istenmeyen parçacıklar. Bozonik sicim kuramı, fer miyonları da kapsamadığından gerçekçi bir kuram değil.
10 boyutta 5 tane tutarlı sicim kuramı bulunur. Bunların hepsi süpersimetriktir ve graviton (dolayısıyla kütleçekimini) içerirler. Aralarındaki ilk fark, sicimin açık ya da kapalı olmasıdır. Sırf kapalı sicimle tutarlı bir kuram geliştirilebilirken, açık sicim kuramlarında kapalı sicimler de olur. Açık sicim içeren tek kuram, Tip I’dir. Bu 5 kuram, içerdikleri süpersimetrik parçacık sayısı bakımından da ayrılıyorlar. Tip II kuramlarında, diğerlerinden daha fazla parçacık bulunuyor. Tip IIA’yı IIB’den ayıran özellikse, sağ-sol simetrisi. Tip IIB kuramında, kütlesi sıfır olan fermiyonlar yalnızca belli bir yönde dönerlerken, Tip IIA’da fermiyonlar her iki yönde de dönebilirler. İki melez sicim kuramını birbirinden ayıran şeyse simetri grupları. İlk bakışta, bu 5 kuramdan bizim yaşadığımız evreni tanımlamaya en uygunu, Melez E8xE8 modeli. E8 grubu, standart modelin simetri grubunu, yani SU(3)xSU(2)xU(1)’ı kapsar ve fazladan parçacıklar, kozmolojideki karanlık madde problemi için işe yarayabilir. Hem bu melez modelde de, tıpkı standart modeldeki gibi, sağ-sol simetrisi bulunmuyor. Sicim kuramına ilişkin çalışmalar 1984’te Michael Green ve John Schwarz’ın, bu kuramın anomalilerden arınmış olduğunu göstermeleriyle büyük bir ivme kazandı.